Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu, roman, deneme, televizyon dizisi ve film senaryo yazarı. Ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusu, Türkiye’deki stand-up tarzının esin kaynağı.

Halep pasajı, Beyoğlu Sineması, Ses Tiyatrosu, kırmızı kadife koltuklar, localı bir sahne, İstanbul’un en eski tanıdıklarından olan tiyatrosu.

Aynı anda mizah, sorgulama, şaşkınlık, hüznü benzersiz bir üslupta sunan hem evlerimizin en değerli köşesinde hem de zihnimizde onlarca eser barındıran sanatçı.

Sanatından fikrinden düşüncesinden vazgeçmeyen üretmeye sürekli devam eden bir duayen.

Ferhan Şensoy…

Bizleri evinde ağırlayan sevgili Ferhan Şensoy’la, hayatta nasıl güzel izler bırakabiliriz, nasıl “BAŞKA BEN YOK” diyebiliriz diye düşündük birlikte.
Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy

“Çalışmak…”

Onun gibi durmadan vazgeçmeden yorulmadan çalışmak ve üretmek, kilit kelime buydu.

Soru: Herkes kendi meslek dalında “özel, önemli” bir yerde görmek ister kendini ve bunun için çalışır. Sizinle ilgili yapılan yorumları okurken bizim en hoşumuza giden ve bizce en doğru dile getirilmiş bir yorum var ki o da “Herkes Ferhan Şensoy’u ayakta alkışlamalı. O hiçbir zaman kendinden ve sanatından ödün vermedi” ifadesi. Peki, siz kendinizi yazar olarak mı yoksa tiyatro sanatçısı olarak mı tanımlarsınız?

Ferhan Şensoy: “İkisi bir bütün benim için. Biri olmazsa diğeri olmaz. Daha basılmamış dolap dolusu kitabım var ama turneler oyunlar derken onlara bir türlü vakit bulamıyorum. Hepsi kütüphanemde sıra bekliyor. Oyunculuk derseniz bildiğiniz gibi Ortaoyuncular Tiyatrosu hem geleneksel hem batı tiyatrosundan beslenir. Üstelik bizim tiyatromuz, hepsi kendi içimizde yetiştirdiğimiz Nöbetçi Tiyatro’dan gelen oyuncu arkadaşlarımızla devam eder. O üslubun içinde yetişmiş oyunculardır hepsi. Çok özel, önemli oyuncular haricinde biz bir takımız ve senelerdir de böyle oynuyoruz.

Dolaysıyla oyunlarımı kendim yazıp oynadığım için ve bunun yanında da çok fazla kitap yazmış biri olarak ikisini birbirinden ayırmam imkansız.”

Ferhan Şensoy - Röportaj

Ferhan Şensoy – Röportaj

Soru: Başka mesleklerle uğraşanların kendilerine “Başka sen yok” dedirtmek için çok mu çalışması, asla vazgeçmemesi mi gerekir?

Ferhan Şensoy: “Ben açıkçası “Başka Ben yok” diyerek girmedim bu mesleğe. Bizde ekip çalışması var, anlatmış olduğum gibi bir disiplin var, herkesin herkesle paylaştığı bir duygu var. Bu, sanırım çok çalışmakla ilgili. Benim şu anda Nöbetci Tiyatro’yu çalıştırmak gibi bir zamanım ne yazık ki yok ama geçmişten gelen o disiplinle devam ediyoruz o oyunlarımızı oynamaya.”

Soru: Hiç geçmişe özlem duyuyor musunuz? Şu anda tiyatronuzun bulunduğu yer bir sanat mozaiğiydi. Ne değişti bugün?

Ferhan Şensoy: “Şöyle düşünün, bizim kuruluş yıllarımızda yani 1980’lerde sadece Beyoğlu’nda 30’dan fazla tiyatro vardı. Her sokakta bir tiyatro, insanlar hangi oyunlara gideceklerini düşünürlerdi. Karaca Tiyatrosu’ndan başlar Taksim’e kadar giderdi. Şu anda tek tiyatro biziz. Bu çok acı ve çok korkunç. Düşünebiliyor musunuz, Beyoğlu’nda tek tiyatro! “

Soru: Peki, biraz geçmişe gidersek, Galatasaray Lisesi’nde okurken son senenizi Çarşamba Lisesi’nde okumak durumunda kaldınız. Bize o dönemleri biraz anlatır mısınız?

Ferhan Şensoy: “Tabi ki. Ben 10.sınıfta çaktım, ikinci dönemimde aynı sınıfta yine çakmayla karşı karşıya gelince o dönem Çarşamba Belediye Başkanı olan babam çok kızıp bana ‘topla valizini gel’ dedi. Ben de Çarşamba’ya gitmek zorunda kaldım. Orada bir genel sınav yaptılar ama hepsi Türkçe, biz Galatasaray Lisesi’nde her şeyi Fransızca görmüşüz tabi, sınavda başarılı olamadım, babam acayip sinirlendi ve ben İstanbul’a geri döndüm. Babam geri çağırınca tekrar sınava çalıştım akabinde başarılı olup Çarşamba’da okudum. Benim için güzel günlerdi. Fransızca öğretmeye başladım orada. Tiyatro kulübü kurdum. Çarşamba’da da iki üç oyun yaptık. Faydam oldu onlara da…

Hayatta bazen hiç beklenmedik anlarda güzel şeyler doğabiliyor. Güzel geçti aslında Çarşamba dönemim.”

Ferhan Şensoy "Çünkü Başka Sen Yok"

Ferhan Şensoy – “Çünkü Başka Sen Yok”

Soru: Günümüzde genç jenerasyonu tiyatroya meraklı ve ilgili bir kuşak olarak görüyor musunuz?

Ferhan Şensoy: “Varsa bile onlar azınlıkta. Bizim izleyicilerimizin bile yaş ortalaması çok genç değil. Geçmişte şimdiki gibi herkesin elindeki akıllı telefonlar yoktu. Bizler vaktimizi okuyarak ve araştırarak geçiren bir jenerasyonduk. Bugün bambaşka bir dünya var, kitaplar bile cep telefonlarına yüklenmiş durumda. Gençler bir oyuna gitmek yerine telefonuna tıklayarak izlemek istiyor. Kalk, giyin, tiyatroya git falan, bu jenerasyonda böyle bir alışkanlık yok. Ancak Ferhangi Şeyler’i internetten izleyemiyorlar tabi…”

Soru: Ferhangi Şeyler ile kaçıncı oyundasınız? Herhalde Türk tiyatrosunda bir rekordur değil mi oyun sayınız?

Ferhan Şensoy: “Şu anda 2.474’üncü oyunu oynuyorum. Okunacak çok fazla gazete bulamamama rağmen yine gazete okumaya devam ediyorum. Kendi görüşüm, duruşum dışındaki gazeteleri de okuyorum, çok enteresan çok komik geliyor bana, yani hala çok malzeme var. Ayrıca, tek kişilik gibi dursa da bu oyun, ev sahibesi Orkinos Hanım, Avukat Tayfun, mahalle bakkalı, devlet yöneticileri, hepsi her an oyunun içindeler…”

Soru: Bu sohbet vesilesiyle, tiyatro sevdalılarına bir müjde verelim. 1980’den 1984 senesine kadar oynanmaya devam etmiş olan “Şahları da Vururlar” Mart ayında tekrar sahnelere dönüyor. Bu harika oyunu tekrar oynamak nereden aklınıza geldi?

Ferhan Şensoy: “586 kere oynanmış bir oyun. Klasik olmuş bir oyundur “Şahları da Vururlar” Türk tiyatrosunda. Başka bir dil var o oyunda, bütün ‘b’ ler ‘m’ olmuştur. Farsçadan giderek özel bir dil oluşturduk. Herkesin bana senelerdir sorduğu bir soruydu ne zaman tekrar sahneleyeceğimiz. Mart ayında tekrar oyunumuz oynanacak. Bence genç jenerasyonun da mutlaka izlemesi gereken bir oyun bu. Ben özellikle yeni neslin izlemesini istiyorum.”

Soru: Ferhan Şensoy neleri özler?

Ferhan Şensoy: “Eski Beyoğlu. Hem okulum hem tiyatrom hem evim burada. Burası benim asıl mahallem, vazgeçilmezim.”

Soru: Ferhan Şensoy neleri saklar?

Ferhan Şensoy: “Çok lüzumsuz şeyleri saklıyorum. Dünyanın her yerinden taş taşıyorum. Onlarla heykel yapıyorum. Valizim boş gidiyor. Gittiğim yerden, deniz kenarından taş toplayıp valizimi dolduruyorum. İspanya’dan Kanada’dan taş getirdim. Bodrum’da dolaplardan taşacak sayıda heykelim var mesela.”

Soru: Ferhan Şensoy neden dizilerde yok?

Ferhan Şensoy: “Ben senelerce dizi yaptım televizyona. Ben, eğer dizi yapacaksam, yine kendim yaparım yine kendimi oynarım. Bu konuda biraz seçiciyim sanırım. Eğer zamanımı harcayacaksam, yaptığım işe değmeli. Üstünde çok emek harcamalıyım.

Emek harcamadan hiçbir şeye ulaşamayız. Başarılar böyle geliyor. Zaman geçiyor ve bizler arkamızda güzel izler bırakmalıyız diye düşünüyorum. Herkesin bir değeri, mutlaka yapmış olduğu güzel bir şeyler vardır şu hayatta. Bunlara sıkı sıkı sarılmalıyız.”

“Çünkü Başka Sen Yok” diyebiliriz o zaman…

Yoğun temponuz içerisinde bizlere vakit ayırdığınız ve “Çünkü Başka Sen Yok” blogumuza verdiğiniz kıymetli katkı için size canı gönülden teşekkür ediyoruz.

NN Türkiye’den #DoğayaMektup” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Bizim Dünyamız kategorisine geri dönebilirsiniz.