İstanbul sokaklarının ve evlerinin altına gizlenmiş yüzlerce antik sarnıç vardır. Halka açık olan ikisinden biri olan Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en büyük ve en sıra dışı turistik cazibe merkezidir.

From Russia with Love’da İstanbul yer altı sarnıcında kürek çekmek zorunda kalan James Bond’un aksine, sıcak bir yaz gününde, mermer sütun ormanında yürüyüş yapabilir, yeraltı serinliğinin tadını çıkarabilirsiniz.

İstanbul Yerebatan Sarnıcı’nın girişi Ayasofya’nın karşısındadır. Bu devasa yeraltı su deposu, 532 yılında İmparator I. Justinianus döneminde Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak için inşa edilmiştir. Bu harikulade mühendislik eseri, o yılların Bizans İmparatorluğu’nun en parlak günleri olduğunu bir kez daha doğrular niteliktedir.

Adını İlius Bazilikası’ndan alan Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern) 143 metre uzunluğunda ve 65 metre genişliğindedir. Çatı, her biri 9 metre uzunluğunda, çoğu İyonik veya Korint tarzında 336 mermer sütunla desteklenir. Dört metre aralıklarla yerleştirilmiş, her biri 28 sütundan oluşan 12 sıra halinde düzenlenmiştir.

Yerebatan Sarnıcı’nın Hikayesi

Sarnıç, şehre 19 kilometre uzaklıktaki Belgrad Ormanı’ndaki Eğrikapı Su Dağıtım Merkezi’nden gelen 80.000 metreküp suyu tutabilir. Sular, İmparator I. Justinianus tarafından yaptırılan 971 metre uzunluğundaki Valens Su Kemeri (Bozdoğan Kemeri) ve 11.545 metre uzunluğundaki Mağlova Su Kemeri ile şehir merkezine ulaştırılmıştır.

Yüzyıllar boyunca unutulan sarnıç, Fransız Peter Gyllius tarafından 1545’te tesadüfen yeniden keşfedilmiştir. Şehirdeki Bizans antik eserlerini araştırırken, mahalledeki insanların bodrumlarındaki deliklerden kovaları indirerek sadece su doldurmadıkları, aynı zamanda mucizevi bir şekilde bazen balık bile yakaladıkları bulunmuştur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yerebatan Sarnıcı’nı temizleyip restore ettikten sonra 1987 yılında ziyarete açmıştır. Ziyaretçiler, bir kat merdivenle yer altı su tesisine indikten sonra, beton yürüyüş yollarında, loş ışık ve serinliğin tadını çıkarabilirler.

Size önerimiz, iki Medusa başını görmek için sarnıcın en sol köşesine kadar yürüdüğünüzden emin olun. Her iki baş da gelişigüzel sütun kaidesi olarak kullanılmıştır; biri baş aşağı, diğeri yana yatırılmıştır. Geç Roma dönemine ait antik bir binadan geri dönüştürüldüğüne dair söylentilere rağmen, her ikisinin de kökenleri tam olarak bilinmemektedir.

Ölümlü olan Medusa, üç gorgon kız kardeşin en güzelidir. Poseidon ile istemediği bir birlikteliğin ardından, Poseidon’un sevgilisi Athena buna çok sinirlenir.

Öfkeli Athena, Medusa’yı, göz göze geleni taşa çevirebilen, saçları yerine yılanları olan korkunç bir canavara dönüştürür. Uyurken, kahraman Perseus tarafından kafası kesilir, daha sonra başı bir silah olarak kullanılır, daha sonra kalkanı üzerine yerleştirmesi için tanrıça Athena’ya verilir.

Daha önce Poseidon ile birleşmiş olan Medusa’nın kafası kesildiğinde vücudundan iki varlık çıkar. Biri, Pegasus, daha sonra Bellerophon tarafından kimerayı öldürmesine yardım etmek için evcilleştirilen kanatlı bir attır. Diğeri, ise Chrysaor’dur.

Yumurta Akı Maskesi Nedir?” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Keşfet kategorisine geri dönebilirsiniz.