Günümüzün getirdiği kişisel ihtiyaçlar nedeniyle geliştirdiğimiz alışkanlıklar yıllar geçtikten sonra sorgulanmadan yapılan doğal hareketlerimiz oluyor. Bir müddet sonra neden yaptığımızı bile sorgulamıyoruz. İşte pandemi nedeniyle vazgeçtiğimiz, merhabalaşırken yaptığımız “el sıkma” hareketi de bunlardan biri.

İnsanların herhangi bir silah taşımadıklarını yani ellerinin boş olduklarını ispat etmek için başlattıkları el sıkma alışkanlığı günümüzün en yaygın selamlama alışkanlığı. Ancak trajikomik bir biçimde yüzyılının en büyük pandemisi elimizin de tehlikeli bir silahtan farksız olduğunu gösterdi.

Peki, bundan sonra hayatımız nasıl olacak ya da bundan sonraki dönemde nasıl bir alışkanlık geliştireceğiz? Herkese potansiyel taşıyıcı gözüyle bakarak her türlü teması kesecek miyiz? Bu alışkanlığın yerine daha güvenli farklı bir model mi geliştireceğiz? Ya da bir süre sonra umursamadan eski alışkanlığımıza geri mi döneceğiz? Belki de onlarca yıl sonra, insanlar kendi aralarında bizim yaptığımız bu selamlama hareketini, şaşırarak anlatacaklar birbirlerine…

Bundan Sonra Ebediyen Birbirimize Dokunmadan Yaşayabilir Miyiz?Gerçek olan şu ki insanoğlunun bir noktada ellerini kullanmaya, sarılmaya yani fiziksel temasa ihtiyacı var. Çünkü bu fiziksel temaslar duyguların ifade edilmesini sağlamlaştırıyor ve empati yapılabilmesini kolaylaştırıyor. Çünkü dokunmak birbirimizin duygularını tahmin etmemize yardımcı oluyor. Çünkü işin özünde birbirimizin duygularını tahmin etmekte çok iyi değiliz. Hepimiz anlaşılmak istiyoruz ve dokunmak da bu anlamda önemli bir araç. Berkeley Profesörü Dacher Keltner’ın dediği gibi aslında kelimenin tam anlamıyla parmak uçlarımızla bağlantı kuruyoruz.

Peki, sık sık telaffuz edildiği gibi bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa, ilişkilerimiz ne şekilde evirilecek? Modern dünyanın dayattığı koşullar nedeniyle zaten her gün birbirimizden uzaklaşıp, birbirimizi daha az anlarken, dokunmayı da aradan çıkarırsak ilişkilerimiz ne hale gelecek? Şimdilik geçici bazı alışkanlıklar geliştiriyoruz. Mesela, el sıkışmak gibi geleneksel bir alışkanlığın yerine “dirsekleri birbirine değdirmek” gibi bir selamlama kullanıyoruz. Ama gerçekçi olmak gerekirse dokunmadan yaşamaya çok uzun süre dayanmamız çok olası değil.

Biz insanlar birbirimizden oluşan lego blokları gibiyiz aslında; birbirimize kenetlenerek güçleniyoruz. Tarih boyunca oluşturduğumuz devasa büyüklükteki yapılar, yüzbinlerce insanı barındıran şehirler, milyonlarca insanı kapsayan imparatorluklar bu temel üzerinde yükseldi. Muhtemelen şansımız olduğu ilk anda da bu kayıp zamanı telafi edeceğiz.

En çok izlenen Kore dizileri” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Öğren kategorisine geri dönebilirsiniz.