Kısa mesafe koşucularının neden silah atışı ile koşuya başladıklarını hiç düşündünüz mü? Sonuçta birçok spor dalında kullanılan düdük ya da başka bir uyarıcı nesne de kullanılabilirdi. Özellikle bu sporda silah patlamasının tercih edilme nedeni beynin bu sese çok daha hızlı ve çok daha fazla tepki gösterip; vücudu daha çabuk harekete geçiriyor olmasıdır.

Aslında silah patlamasına yönelik beynin verdiği tepki 1880’lerden beri biliniyor ve yıllardır kullanılan bu davranışsal gerçek son dönemlerdeki teknolojik gelişmeler sayesinde fizyolojik olarak da kanıtlanmış durumda. Sonuç olarak motor reflekslerimizin hızı, beynimizin uyarılma hızı ile doğrudan ilintili. Bununla beraber işitsel ve görsel sistemlerimiz birbirinden farklı işliyor, bu nedenle beynimiz dış dünyada eş zamanlı gerçekleşen olayları beynimizde eşitlemek için ciddi bir çaba harcıyor. Örneğin ellerinizi birbirine vurduğunuzda ses ve görüntünün aynı anda algılanması için beyin bu iki olayı eşitliyor.

Buradan yola çıkarsak, zaman algımızın beynimizdeki nöron aktivitesine bağlı olduğunu söyleyebilir miyiz? Örneğin ünlü nörobilimci David Eagleman, stres altındayken zamanın yavaşlama eğilimi gösterdiğini söylüyor. Yani stres ve korku anında beyniniz zamanı biraz farklı şekilde algılıyor olabilir.

Neden Bazen Zaman Daha Yavaş Akar: Korku Anında BeyinKorkutucu durumlarda (yere düşmek, bisikletle kaldırıma çarpmak, yolun ortasında aniden korna çalan bir arabayla karşılaşmak gibi) beynimiz yaşanan deneyimleri normalden daha küçük ayrıntılarla kaydediyor. Böyle bir olay yaşadığımızda, beynimizin kaydettiği bu küçük ayrıntılar nedeniyle yaşanan olay ve deneyim sanki olduğundan çok daha uzun sürmüş hissi veriyor.

Biraz daha detaylı olarak açıklamak gerekirse;

Eagleman, ekibi ile birlikte yaptığı deneyleri baz alarak, herhangi bir tehlikenin, beynin aşırı duyarlılığını tetiklediğini öne sürüyor. Bu savın neye dayandığını beraber inceleyelim.

Eagleman bir çalışmada katılımcıları avuç içi bilgisayarlarla donatıyor ve 150 metrelik bir serbest düşüş süresince psikolojik deneyler yapıyor. Katılımcıların bilgi alma hızları ölçüldüğünde düşüş sırasında bir değişiklik olmadığını gözlemleniyor fakat katılımcılar korktuğu ya da ürktüğü için, bu olay onlar tarafından daha detaylı gerçekleşiyor, daha uzun sürmüş gibi hissediliyor.

Başka bir deyişle, kendinizi gökten düşerken bulursanız, zemine çarpmadan önce beyniniz normalden daha fazla fotoğraf çekiyor ve daha fazla anı kaydediyor. Anlaşılan, ani bir son gibi görünen bir şeyle karşılaştığınızda, beyniniz aniden yaşam hakkında çok heyecanlanıyor.

COVID-19’un yarattığı tehdit bir uçurumdan düşmek ile aynı olmayabilir. Ama her bilgi geldiğinde ya da yakınlarınız ile ilgili bir haber aldığınızda, bu heyecan ve korku beyninizin bu anları çok daha yüksek bir hızda, yani normalde saniyede 20 kare iken bu anlarda saniyede 60 kare olacak şekilde kaydetmesini tetikliyor. Bu da yaşadığımız karantina sürecinin her anını gerçekten çok daha uzun hissettirebilir.

Çocuğunuzu bilime özendirmek için 3 öneri” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Öğren kategorisine geri dönebilirsiniz.