Doğada olmanın sayısız faydası olduğunu hepimiz biliyoruz. Ağaçlarla çevrili bir alanda yaşamak daha uzun yaşamamıza yardımcı oluyor, ormanda yürümek ruh halinize iyi geliyor, suya yakın olmak ise bize huzur veriyor. Akan bir nehir, cıvıl cıvıl cırcır böcekleri ve çıtırdayan bir ateş… Birçok insan doğa seslerini yatıştırıcı bulur. Bilimsel bir çalışma ise, bazılarımızın her zaman doğru olduğunu düşündüğü şeyi kanıtlıyor: Evet, doğa sesleri, canlılar üzerinde doğrudan tedavi edici bir etkiye sahiptir.

Flora ve fauna hakkındaki kitaplar, Japon shinrin yoku yani orman banyosu geleneği ve sıkışık kentsel alanlardan uzakta stres yönetimi seminerleri özellikle şu dönemlerde gerçek bir patlama yaşıyor. Bu aslında şaşırtıcı değil çünkü birçok stresli şehir sakini, doğanın dinlenmek için ideal bir yer olduğunu düşünüyor. Özgürce hareket etmek, temiz hava solumak, gözlerinizi yeşilin canlı tonlarıyla beslemek, dışarıda olmak, bedeni, zihni ve ruhu birçok yönden olumlu etkiliyor.

Sizi Başka Diyarlara Götürecek Doğa SesleriBizim için faydalı olan sadece nefes kesici manzaralar, ferahlatıcı kokular ve şehrin sınırlarını aşan yerlerde yaptığımız fiziksel egzersizler değildir. Son yıllarda, doğanın belirli bir bileşeninin insanlar üzerinde özellikle derin bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur: sesi. Köşedeki inşaat sahasından gelen gürültünün veya iş arkadaşınızın yüksek sesli telefon görüşmelerinin aslında ne kadar rahatsız edici olduğunu bir düşünün. Şimdi, kırsal bir bölgeye yaptığınız son seyahatinizde duyduklarınızı hatırlayın. Muhtemelen bu sesler kulağınıza çok hoş gelmiştir. Arıların vızıltısı veya bir derenin uğultusu olsun, doğanın seslerinin insan beynindeki süreçleri etkilediği kanıtlanmıştır.

Doğal seslerin olumlu etkisi, Brighton ve Sussex Tıp Fakültesi tarafından 2017’de “Scientific Reports” da yayınlanan bir anketle değerlendirilmiştir. Dr. Cassandra Gould ve ekibi bir test grubuna manyetik rezonans görüntüleme uyguladı. Katılımcılar görsel-işitsel sanatçı Mark Ware tarafından yaratılan yapay ve doğal seslere maruz bırakılırken, bir MR makinesi beyin aktivitelerini ölçtü. Ek olarak, otonom sinir sisteminin aktivitesi değişen kalp hızlarına göre de ölçüldü. Sonuçlar kesin ama şaşırtıcıydı.

Katılımcılar yapay seslere maruz kaldıklarında, beyin aktiviteleri, dikkatlerinin içe doğru kaydığını gösterdi. Endişe verici olan şey, klinik depresyon, anksiyete bozukluğu ve hatta travma sonrası stres bozukluğu olan kişilerde içe dönük bir odaklanma da gözlemlenir. Araştırmaya katılanlar, aksine, doğanın seslerini dinlerken dikkatlerini dışarıya çevirdiler, bu da onların tamamen uyanık ve odaklanmış oldukları anlamına geldi. Bununla kalmadılar, aynı zamanda rahatladılar. Tehlikeli ve stresli durumlarda savaş ve kaç reaksiyonundan sorumlu olan sempatik sinir sistemi hareketsizken, vücut kaynaklarının metabolizmasından, iyileşmesinden ve geliştirilmesinden sorumlu olan parasempatik sistem aktif hale geldi.

Çalışmanın sonucunda doğa seslerinin insan üzerindeki muazzam etkisinin bizim için ne kadar ödüllendirici bir şey olduğunu gördük. Üstelik, doğa seslerinin rahatlatıcı özelliklerinden herkes faydalanabilir! Tatilinizi dünyanın en tenha köşelerinde geçirmenize gerek yok. Her hafta sonu yürüyüşe çıkmak zorunda da değilsiniz. Çok az zamanınız olsa bile, o zamanı açık havada geçirmeye çalışın. Sadece birkaç dakikalık doğa müziği de fark yaratır! Örneğin, ofise giderken, kuşların cıvıltısını duyabileceğiniz, trafiğin sakin olduğu bir ara sokağa girin. Öğle yemeğinizi havasız bir odada yemek yerine dışarı çıkın ve parkta temiz hava eşliğinde yiyin. Unutmayın, rüzgarın dansının sesini ağaçların olduğu her yerde duyabilirsiniz!

Müzik dinlemenin faydaları” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Öğren kategorisine geri dönebilirsiniz.