Yazar David Quammen, on yıldan fazla süredir virüslerin nasıl hayvanlardan insanlara yayıldığını gözlemliyor. Gelecekteki salgınlardan korunmak için, doğa ile olan ilişkimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini, seçimlerimizin doğal dünyanın dengesini bozabileceğini ve kesinlikle önlem almamız gerektiğini söylüyor.
Koronavirüs Pandemisi dünya üzerinde yayılırken bilim insanları virüsün yayılma şeklini ve insanlar üzerindeki etkilerini incelemeye devam ediyor. Peki, insanlığın bu süreçteki alışkanlıklarında nasıl değişimler meydana geldi? Koronavirüs sonrasında gelebilecek olası bir virüs salgını nasıl önlenebilir?

Bilim insanları yaptıkları çalışmalarla Koronavirüs’ün nasıl ortaya çıktığını ve insanlar üzerinde nasıl bu kadar yıkıcı etkilere yol açtığını araştırıyor. Araştırmalar, aslında bu virüsün yıllardır hayvanlar arasında yayıldığını ancak insanlara bulaşmamış olduğunu ortaya koydu. Peki ama bu süreçte insanlarda neler değişti? Hayvanlarda hastalıklara yol açan bu virüs nasıl oluyor da şu an dünya üzerindeki en tehlikeli pandemiye dönüşebiliyor ama hayvanları bu şekilde etkilemiyor?

İnsanoğlunun özellikle beslenme düzenindeki değişimler, tüketimde olmayan vahşi hayvanları beslenme düzenine eklenmesi de virüsün insanlar arasında yayılımına ve zamanla genetik yapısını değiştirmesine yol açtı. Çünkü virüs daha önce tanımadığı bir canlıyı konak olarak kullanmaya başladı. Bağışıklık sistemi ve konak yapısı uygun olmayan bireyler üzerinde ağır zatürre belirtileri ile seyreden bu virüs hızla dünya üzerinde yayılmaya ve salgınken pandemi halini almaya başladı. Dünya, içerisinde bulunduğumuz şu günde dahi pandeminin zararlarını sarmaya, aşı üretimi üzerinde çalışmaya devam etmektedir.

Bir Sonraki Salgını Nasıl ÖnleyebilirizBir sonraki salgın nasıl önlenebilir?

İnsanoğlunun normalde tüketmediği vahşi canlıları beslenme listesine eklediği sürece yeni ve çeşitli yıkıcılıktaki hastalıklarla karşılaşılabileceğini söylemek yanlış olmaz. İnsanlar gibi vahşi hayvanların da zaman içerisinde uyum sağladığı, bağışıklık geliştirdiği virüsler ve bakteriler var. Örneğin Covid-19 salgınına neden olduğu düşünülen yarasaları ele alalım. Bir yarasa sıcacık ve nemli bir mağara içinde 18-20 yıl yaşayabiliyor. Bir mağaranın duvarında duran 60.000 yarasa! İşte bu nedenle virüsün yarasa popülasyonu içinde dolaşması, virüsün bir yarasadan diğerine geçmesi oldukça olası. Ve yine aynı sebeple, bu taşıyıcı konumundaki vahşi hayvanlar tüketilmeye devam edildiği sürece, geçmişten günümüze karşılaşılmış hastalıklara bir yenisini daha ekleme ihtimalimiz oldukça yüksek.

Bilim insanları, Koronavirüs konusunda yaptıkları araştırmalarda aslında virüsün uzun yıllardan beri hayvanlar arasında olduğunu, zaman içerisinde evrimleştiğini ortaya çıkarttı. Ancak bu evrimleşme vahşi doğa içerisinde dikkati çekecek derecede bir ölüme yol açmamıştı. Ta ki insanlar devreye girene kadar…

Sadece beslenme şekillerinde bir düzenlemeye gidildiğinde, hatta beslenme düzeninde değişikliğe gidilmesine yol açan esas etkenler ortadan kaldırıldığı zaman salgınların büyük ölçüde önlenebileceğinden bahsedilebilir. İnsanoğlunun tüketim alışkanlıkları bellidir. Aksi gerekmedikçe bu alışkanlıkların tamamen dışına çıkmak yerine alternatif üretilmesi yerinde bir davranış olacaktır.

Paralel evrenin kanıtı bulundu mu?” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Önemse kategorisine geri dönebilirsiniz.