Hiç kuşkusuz su, yeryüzündeki en önemli maddelerden biridir. Tüm canlılar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar, kısaca su olmazsa hayat da olmaz.

Hayatta kalmak için su tüketmenin yanı sıra, suyun canlılar için birçok kullanım alanı vardır. Aklımıza gelen ilk birkaçını sayalım:

  • Yemek pişirme,
  • Temizlenme,
  • Giysi yıkama,
  • Yemek kaplarını yıkama,
  • Evleri ve toplu alanları temiz tutma,
  • Bahçelerde ve parklarda bitkileri canlı tutma.

Su aynı zamanda çiftlik mahsullerinin sağlıklı büyümesi için de gereklidir ve birçok ürünün imalatında kullanılır.

İnsanların içtiği ve başka amaçlarla kullandığı suyun, “temiz” olması hayati önem arz eder. Bu, suyun mikroplardan ve kimyasallardan arındırılmış, berrak olması anlamına gelir. İçmek için güvenli olan suya, içme suyu denir.

Öte yandan hastalığa neden olan mikroplar ve kimyasallar su kaynaklarına kolayca karışabilir. Bu gerçekleştiğinde su kirlenir; insanlar bu suyu içtiklerinde veya başka şekillerde temas ettiklerinde birtakım hastalıklarla karşılaşırlar. Tarih boyunca kirli su yüzünden yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir, çünkü hastalığa neden olan mikroplar kirli su kaynakları yüzünden kısa zamanda topluluklara yayılmıştır.

Bugün, özellikle gelişmiş ülkelerde böyle bir sıkıntı yaşanmıyor; hemen hemen birçok ülkede insanların içme suyu kaynakları temiz. Çünkü su kaynakları, suyu kirletebilecek mikroplar ve kimyasallardan dolayı rutin olarak kontrol ediliyor. İçme suları düzenli bir biçimde arıtılıyor.

Hayatın Vazgeçilmezi Suyun Önemi

Suyun Kaynakları

Suyu elde edebileceğimiz birçok yol mevcut. Ana kaynaklar aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Yüzey suyu

Bu, yağmur veya dolu olarak yere düşen sudur.
Bu su, havza adı verilen özel bir alandan toplanır. Havza, nehirler, akarsular ve dereler yoluyla bir bekletme alanında suyu biriktirir. Su, daha sonra baraj veya rezervuar adı verilen doğal veya yapay bir bariyerde depolanır. Barajlar genellikle bir vadinin alt ucuna yerleştirilir.
Su toplama alanları, suyun kirlenme olasılığını azaltmak için genellikle kasaba veya şehirlerden uzaktadır. Su kaynaklarının içilebilir durumda olmasını sağlamak için su toplama alanlarında ve barajlarda çiftçilik ve eğlence gibi insan faaliyetlerini kontrol eden yasalar vardır.

Yeraltı suyu

Yeraltı suyu, toprak tabakasının altında bulunan herhangi bir su kaynağını ifade eder. Yeraltı suyu toprağın kendisinde veya kayalar ile diğer malzemeler arasında bulunabilir. Çoğu topluluk, suyunu yeraltı akiferlerinden veya büyük miktarlarda tatlı su tutabilen kaya oluşumlarından elde eder. Yeryüzündeki suyun yalnızca % 3’ü tatlı su olarak kabul edilirken, bu küçük miktarın yalnızca % 30’u yeraltı suyudur. Kirlilik ve aşırı kullanım bu değerli kaynağı tehdit etmektedir.

Okyanus suyu

Okyanus suyu yeryüzündeki tüm suyun yaklaşık % 97’sini oluştursa da, tuz ve diğer maddeler giderilmedikçe uygun bir içme suyu kaynağı olarak düşünülemez. Tuzun sudan uzaklaştırıldığı süreç olan tuzdan arındırma, hızla büyüyen bir uygulamadır. Tuz ve diğer mikroskobik parçacıklar sudan çeşitli yollarla çıkarılabilirken, en umut verici yöntem ters ozmozdur. Bu işlem tuzlu suyu, tuzu ve diğer mikropları gideren mikroskobik gözenekli filtrelerden geçirmeye zorlar. Ters ozmoz, büyük miktarda enerji gerektirir ve bu da onu çok pahalı bir süreç haline getirir.

Buzul suları

Tatlı su olarak kabul edilen dünya suyunun %70’i şu anda buzullarda kilitli durumda. Teorik olarak, donmuş buzul ve buz örtüsü suyu eritilebilir ve kullanılabilir, ancak büyük miktarlarda buzu eritmek ve taşımak için gereken enerji miktarı, onu ekonomik olarak kullanışsız hale getirir.

“Stresle başa çıkmanın püf noktaları” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Önemse kategorisine geri dönebilirsiniz.