İklim değişikliğinin dünya üzerinde çok ciddi bir sorun teşkil ettiği açık bir şekilde ortaya konuyor. Büyük çevreci şirketler ve doğa için çalışan kuruluşlar ellerinden geldiği kadar doğanın iyileşmesi için efor sarfediyor. Peki, bizler birey olarak iklim değişikliğine engel olmak için neler yapabiliriz?

İklim değişikliği ile bireysel olarak başa çıkılabilir mi?

Aslında bu sorunun cevabını rahatlıkla evet olarak verebiliriz. Öncelikle iklim değişikliğine sebep olacak ürünleri kullanmayı azaltır, bunların yerini çevre dostu ürünler ile değiştirirsek ilk adımda iklim değişikliği için yararlı bir şeyler yapmaya başlamış oluruz. Ancak yalnızca üretim kaynaklı iklim sorunlarını azaltmak yeterli olmayacağı için bireysel olarak ta karbondioksit salınımının azaltılmasına yardımcı olabilecek farklı çözüm önerilerini hayata geçirmemiz gerekiyor.

Küçük Ormanlar İklim Değişikliği İle Başa Çıkmaya Nasıl Yardımcı Olabilir?Karbondioksit salınımını azaltmak için bazı öneriler

İklim değişikliğine yol açan önemli durumlardan bir tanesi olan karbondioksit salınımını azaltmak adına bireysel olarak otomobil ya da uçak seyahatlerini azaltabilir, yeşil üretimi destekleyebilir ve tükettiğimiz gıdalara dikkat edebiliriz. Daha da önemlisi, küçük aile ormanları ile iklim değişikliğine karşı etkili bir adım atabiliriz.

Söz gelimi küçük bir aile ormanı yaratmak, küresel ikim değişikliğine karşı gayet başarılı bir mücadele olarak karbondioksit salınımına bir nebze de olsa çare olabilir. Herhangi bir arazi üzerinde doğru çalışmalar ülkelerdeki karbon emisyonlarını orta hatta kısa vadede etkili bir şekilde düşürülebilir.

Bu küçük adım sayesinde dikilen ağaçlar daha fazla oksijen temin edebileceği gibi daha fazla kereste üretimine de olanak sağlayacaktır. Kısaca böyle basit bir projeyle bile sürdürülebilir ve doğaya katkı sağlayan ormanlık araziler elde edilebilir, ufak bir adım tüm dünya genelinde koca bir harekete dönüşebilir. Ancak tahmin edebileceğiniz üzere sadece bunun gibi birkaç bireysel projeyle doğanın eski haline gelmesi mümkün değil. Bireysel bazda alınacak önlemlerin yanı sıra şirketlerin ve hatta ülkelerin bu harekete katılması gerektiği aşikar.

Bugün geç de olsa gelişmiş ülkelerin bir kısmı bu çevre tahribatının tüm canlılar üzerindeki olumsuz etkilerini fark etti. Ancak veriler çok iç açıcı değil. Bu konu üzerinde yapılan araştırmalar dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin %50 ‘sinin son 35 yılda meydana geldiğini gösteriyor. Eğer çevre bilincini homojen olarak tüm ülkelerde hızlıca geliştiremezsek, önümüzdeki on yıllarda çok daha büyük bir bedel ödememiz kaçınılmaz!

Yağmur neden kokar?” başlıklı blog yazımıza gidebilir ya da Önemse kategorisine geri dönebilirsiniz.